EDEBİYAT

Bir “Into the Life” Macerası: Hayata Yolculuk

Hayata YolculukGeçtiğimiz günlerde Tosbağa Cafe’de düzenlenen imza ve söyleşi gününe katılmamla elime geçen bir kitap oldu “Hayata Yolculuk”. Açıkçasını söylemek gerekirse, ne kadar bisiklete ilgim yüksek olup aktif olarak şehir hayatında bisiklet kullanmaya çalışsam da, Türkiye’de bisikletiyle pedallayarak bir şeyler yapan insanları çok takip edemiyordum. O yüzden de Hasan Söylemez’den, kitabı imzalatana kadar haberim de yoktu. Bu da benim ayıbım olsun, çünkü hem kitabı hem de onu yazan güzel insandan geç haberdar olduğum için üzüldüm desem yeri.

Tarkovsky sinemasını oldum olası sevmişimdir. Bu yüzden de filmlerini birçok kez izlemiş, anlamaya çalışmış, irdelemiş ve sentezlemişimdir. 1979 yapımı Stalker filminin ise bendeki yeri her daim ayrıdır. Stalker filmindeki bilinmezlik ne kadarsa, bu kitapta da öyle bir bilinmezlik var her an. Plansız, programsız hatta beş kuruşsuz olması, neredeyse harita kullanımı bile olmadan her an neyle karşılaşacağını bilmeyen bir adamın macerası. Evet Stalker filmindeki gibi bilinmezlik üzerine kurulu, 8 aylık maceranın en büyük farkı ise bilinmezliğin oluşturduğu Stalker’daki gibi umutsuzluk ve inançsızlık değil; aksine her pedalda, her kilometrede insana ve insanlığa daha bir umut ve sevgi ile yaklaşma durumu.

hayata-yolculuk2Hasan Söylemez, bir çıldırma anında verdiği kararla önce işinden istifa ederek bir bisiklet ediniyor. Bisikleti bir araç olarak kullanmasa, kullanacağı aracın ayakları olduğunu da söylemeden, vurgulamadan geçmiyor. Bir tür Türkiye yolculuğu değil, kendini bulma ve kendine doğru olan, kendini dinleme ve var olan kimliğinden, ön yargılardan sıyrılıp bir tür mülksüzlük üzerine kurduğu bu yolculukta çoğunlukla güzel şeylerle, zaman zaman istenmeyen şeylerle karşılaşıyor.

Kitabı okurken, Hasan’ın aslında ne kadar güzel bir insan olduğunu ve bu yolculuğunda ne kadar samimi ve doğru bi’ karar verdiğini düşünürken, aslında Hasan bir süre sonra siz oluyorsunuz. Bazen rampalarda vitesi düşürmek gerek diye düşünüyor, zirvelerden sonra o büyük hediye olan kısa süreli yokuş aşağı -bir de rüzgar karşınızdaysa- üfül üfül ağzınızı yaya yaya iniş zevkini siz yaşıyorsunuz. Bir bardak çayın ya da menemen tavasını sıyırmanın keyfini, aslında şehir hayatında ne kadar tek düze, sıkıcı ve sabırsızlık üzerine kurulu yaşamlarımızı sorguluyorsunuz. Bugüne kadar insanlar hakkında çevrenizin size empoze ettiği önyargıların ne kadar farazi olduğunu gördüğünüzde kimliklerinizden utanıyorsunuz. Kitabı okurken susuyorsunuz bazen. Hayal kurmaya susuyorsunuz, hayal gerçekleştirmeye…

hayata-yolculuk3Kitabın tamamını, İstanbul’da bisikletime atlayıp çeşitli parklarda çimlere oturarak mola anlarımda bitirdim. Toplamda 49km yol yaparak, -Hasan’ın sayacından çok çok az olsa da- mola anlarımda bitirmek, o yorgunluğun oturduktan sonra verdiği mayışma halini kitap konstantrasyonu olarak kullandım. Bu yüzden bu kitabın benim için çok özel bir yeri olacak.

“Cesur ol, hayallerini erteleme!” diyor bir de kitabın kapağında. Ben Hasan’ın yeni ünvanını buldum. Bir tür kendini bulma yolculuğunun misyoneri bu adam! Tutuklayın! İnsanları şehir hayatından kaçırıp, kimi zaman bisikletle, kimi zaman yürüyerek ya da yüzerek var olan hayatlarından ve şehirdeki kimliklerinden uzaklaştırıp kendimizi bulmamızı istiyor! Düşünmeye vakit ayıralım istiyor… Muhtemelen çok yakında içeri tıkarlar bu adamı, olacak iş değil çünkü!

Bu güzel adamın hem tekrardan, hayatı çok farklı bir şekilde bağlanmasını hem de imkansız denilen şeyin sadece kafada başlayan ya da biten bir şey olduğunu bu denli kanıtlaması muazzam bir şey. Bisikletle olması, yalnızca bisiklet sevdalıları için yazıldığını düşündürtmesin kimseye. Hasan bunun yalnızca bir örneği ve kanıtı. Siz hayallerinize sıkı sıkı tutunun, peşinden gidin ve sürüklenin. Çünkü gerçek mutlu olabilmek ya da kimliklerden arınabilmek böyle bir şey.

Hayy Kitap tarafından 206 sayfalık bir kitap olarak çıkan “Hayata Yolculuk”u Babil’den, idefix’den yahut çevrenizdeki en yakın kitapçıdan alabilirsiniz.

BU YAZIYI PAYLAŞMAK İÇİN BİRTAKIM ŞEYLER:

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:

Merhaba!
Biz süt içmeyi ve gerçek sevgide mutlaka sütün de büyük payının olduğunu düşünen bir çiftiz. Burası ise, takip ettiğimiz müzik grupları hakkında haberleri, gittiğimiz etkinlikleri, okuduğumuz kitapları, ilginç bulduğumuz sanat çalışmalarını paylaştığımız bir tür sokak magazini.

Hey Douglas'dan: Pişman Değilim (Mine Koşan): […] Douglas’ın sahne alacağı MIX Festival Sesler ..

The Away Days'ten Yeni Klip: Sleep Well: […] önceden kendisini Artist’s Shit‘e de k ..

Ufuk: Görünüm olarak ilgi çekici fakat pratikte işe yaramaz bir şe ..

Lomography İpuçları #2: Diana Mini: […] Lomography İpuçları #1: La Sardina […] ..

Zaid Aljaafari'nin Rolleiflex TLR'yla Tanışın!: […] aylarda Artist’s Shit‘e de konuk ettiğ ..

Kayra & Sorgu - Ne Hale Geldi: […] Etkinlik: 90 BPM & Karaçalı & Roadside.Pic ..

The Away Days'ten Yeni Klip: Sleep Well: […] olarak “Paris” çalışmasıyla sitemizde ..

Daft Funk: umuyorum ki başına bir şey gelmeden tekrar istanbuldaki haya ..

Martin Duncan: Thanks for your support, Teodora! We're happy to have you as ..

Tophane Rıhtım'da Bubituzak!: […] 19 Ağustos iken, “Tophane Rıhtım Stüdyosu ..

Recep: Evet, dışarıdan katılımın da olabildiğinden bu yazıyı burada ..

Özge Karabıyık: Sayın yetkili, ben öğrenci değilim. Katılmam mümkün müdür? ..

Difanni: Çalışmaları oldukça başarılı. ..

Fermi: Eskilerin bir sözü vardır, sıfatı sûretine vurmuş derler. Al ..

25 Ağustos'ta Büyük Ev'de Panayır!: […] günlerde Tophane Rıhtım Stüdyosu haberinde kendile ..

Ekşi Fest'e 2 Kişilik Bilet Kazanma Şansı!: […] günlerde duyurduğumuz Ekşi Fest 2013‘e bilet ..

Zeliha ulaşaoğlu: Evet tespitleriniz çok doğru bizler de oradayız... ..

Mustafa Dermanlı: Bize "kendinizi yazsanız ne yazardınız" diye bir soru sorsal ..

Recep: Tıpkı Diana Mini'deki gibi, çektiğiniz kareden sonra ileri s ..

Osman: Çok şık, bilgilendirici ve tanıtıcı. ..

Ceren: Çoklu pozlama için filmi geri sarmak mı gerekiyor yoksa MX o ..

zelopia: Post-rock insanı ciddi anlamda dinlendiriyor.Bu grup gerçekt ..

Seda: Arctic Monkeys'i Suck It and See'den beri takip ediyorum ben ..

Recep: Yani, tabii ki LC-A kullanıyorsanız biraz basit kaçar. Bu ço ..

Setko: Çok güzel görünüyor ama bir lc-a kullanıcısı için biraz düşü ..