SANAT, SİNEMA
Balıklar Gibi.

Balıklar Gibi.

Balıklar GibiKadıköy’de çalıştığım kafede, kendisine çay götürdüğümde tanıştım Ekin’le ve Ekin’in projeleriyle. Çok ilginç gelecek belki de fakat, kendisi Sermaye Piyasası öğrencisi. Fakat kafası ve kendini geliştirdiği yönler çok daha farklı: sinema. Masaya yaklaşıyorum, üç çay istiyorlar. Ama ortada harıl harıl süren bir şeyler var, tartışıyorlar fikir alışverişi yapıyorlar. Kulak misafiri oluyorum biraz, hoş ve bana yakın muhabbetler döndüğünü anlıyorum. Sonra Ekin’i tek bulduğum bir gün laflıyoruz öyle. Senaryosunu yazdığı ve yönetmenliğini yaptığı filmden bahsediyor, ilgimi çekiyor. Henüz kurgu bitmemiş o zamanlar. Sonra film bitiyor, izliyorum. Kafamda karışıklıklar. Meraklı bakışlar ve soru işaretleri. Acaba neden böyle, şurada neden öyle davrandı karakterden biri diye. Sanatsal sinemanın yapı taşlarından biri bu aslında bence, filmin sahibine bırakmak bazı şeyleri. Gizli olan şeyler var. Yalnızca filmin ana kökü olanlar biliyor. İzleyenler şaşırıyor, kafa yoruyor, farklı ve öznel yorumlarda bulunuyor. Bazen yönetmeninkine çok yakın, bazen çok daha farklı. Bence bu on dakikalık kısa film net bir şekilde “olmuş”.

Bu yazıda meraklandırıcı oldu belki de, fakat film yerli ve yabancı bazı festivallere katıldığından şimdilik sizlere sunamıyorum. Ama, izlenime açıldığı anda burada filmi bulabileceksiniz. Bence, sizin de ilginizi çekecek amatör ruhlu bir film olmuş diye düşünüyorum.

BU YAZIYI PAYLAŞMAK İÇİN BİRTAKIM ŞEYLER:

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR: